15 bin yıllık kadın! Tarih öncesi sanatın yeni ikonu keşfedildi

5

Fransa’nın arkeolojik zenginliklerle dolu topraklarında, tarih öncesi döneme ait çarpıcı bir buluntu gün yüzüne çıkmıştı. Ülkenin güneybatısındaki Dordogne bölgesinde, 15 bin yıl öncesine tarihlenen bir kadın figürini bulunmuştu. Üst Paleolitik döneme ait bu küçük heykelcik, insanlık tarihinin en eski sanatsal ifadelerinden biri olarak değerlendirilmişti. Arkeologlar, bu eserin dönemin insanlarının yaşam biçimini, inançlarını ve estetik anlayışını anlamada önemli bir kilometre taşı olduğunu belirtmişti.

Keşif, Les Eyzies-de-Tayac-Sireuil yakınlarındaki bir mağara sisteminde, Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) liderliğinde yürütülen kazılar sırasında gerçekleşmişti. Yaklaşık 8 santimetre uzunluğundaki figürin, mamut dişinden oyulmuş ve kadın bedeninin abartılı hatlarını yansıtıyordu: geniş kalçalar, belirgin göğüsler ve stilize bir yüz. Bu özellikler, Gravettien kültürüne özgü “Venüs heykelcikleri” ile benzerlik gösteriyordu.

Paris-Sorbonne Üniversitesi’nden arkeolog Prof. Randall White, bu tür figürinlerin doğurganlık ve bereket sembolü olarak kullanıldığını düşündüklerini ifade etmişti. White, “Bu eserler, avcı-toplayıcı toplulukların karmaşık bir sembolik dünyaya sahip olduğunu kanıtlıyor” demişti.

Figürinin bulunduğu mağara, daha önce de tarih öncesi sanat eserleriyle tanınıyordu. Ancak bu son buluntu, hem yaşı hem de iyi korunmuşluğuyla dikkat çekmişti. Radyokarbon analizleri, heykelciğin yaklaşık 15 bin yıl öncesine, yani MÖ 13.000 civarına tarihlendiğini doğrulamıştı.

Londra Üniversitesi’nden paleoantropolog Prof. Chris Stringer, keşfin önemine vurgu yaparak, “Bu figürin, Avrupa’daki Üst Paleolitik sanatın zirvesini temsil ediyor. İnsanların o dönemde çevreleriyle nasıl bir bağ kurduğunu anlamamıza yardımcı oluyor” yorumunda bulunmuştu.

Kazı ekibinin lideri, CNRS’den Dr. Marie Soressi, figürinin bulunduğu katmanda taş aletler ve hayvan kemikleri de tespit edildiğini açıklamıştı. Bu buluntular, figürinin günlük yaşamın bir parçası olarak değil, muhtemelen ritüel bir bağlamda üretildiğini düşündürmüştü. Soressi, “Bu heykelcik, sadece estetik bir obje değil, aynı zamanda o dönemin insanlarının manevi dünyasına açılan bir pencere” diye konuşmuştu.

Figürinin yüzeyinde mikroskobik incelemeler sonucunda kırmızı aşı boyası izlerine rastlanmıştı; bu da onun boyanarak törensel bir amaçla kullanıldığını destekliyordu.

Uluslararası uzmanlar, keşfin insanlık tarihine dair yeni soruları gündeme getirdiğini belirtmişti. Harvard Üniversitesi’nden arkeolog Prof. Ofer Bar-Yosef, bu tür figürinlerin yalnızca Avrupa’da değil, Sibirya’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada bulunduğunu hatırlatmıştı. Bar-Yosef, “Fransa’daki bu buluntu, Gravettien kültürünün yayılımını ve etkileşimlerini daha iyi anlamamızı sağlayabilir” demişti.

Bazı araştırmacılar, figürinin cinsiyetçi bir bakış açısıyla değil, topluluğun hayatta kalma ve üreme gibi temel kaygılarını yansıttığına dikkat çekmişti.

Keşif, Fransa’nın tarih öncesi mirasını bir kez daha dünya sahnesine taşımıştı. Figürin, Paris’teki Musée de l’Homme’da sergilenmek üzere hazırlanırken, bilim insanları bu eserin detaylı analizleriyle insanlığın sanatsal yolculuğuna dair yeni ipuçları elde etmeyi umuyordu. Dordogne’deki bu buluntu, geçmişin sessiz tanıklarından biri olarak, 15 bin yıl önceki insanların hikayesini anlatmaya devam ediyordu.

Mehmet Şimşek